freud ve psikanaliz
sign

 

Erik Erikson

 

Anne babası Danimarkalı olan ,Erikson 1902 de Almanya Frankfurt’ta doğdu.Küçük yaşda babasını kaybeden Erikson üvey babası Yahudi pediatrist olan Theodor Hamburger’i gerçek babası zannederek büyümüştür.Yahudiler arasında  sarışın mavi gözlü Danimarkalı fiziğiyle,Almanlar arasında ise fiziksel görünümüne uymayan Yahudi kimliğiyle yetişen Erikson’un “kimlik karmaşası tezini” ileri sürerek çığır açan bir psikoterapist olması çok manidardır.

Erikson, artistik alanlarda gösterdiği sınırlı başarı dışında  kayda değer bir performans göstermediği orta öğretim döneminden sonra,1927 yılında bir şahsın çocuklarına eğitim vermek üzere  yapılandırılmış gayrı resmi bir okulda,  daha sonra ünlü bir çocuk psikologu olarak anılacak olan Peter Blos’un ekibinde çalışmaya başlaması Erikson’un hayatında bir dönüm noktası oldu.Bu çalışmalar vesilesiyle Anna Freud ile karşılaşan Erikson bir süre sonra onun terapisine girdi ve 1933 de Viyana Psikanaliz Enstitüsünden mezun oldu.

Kısa bir süre sonra Almanya ve İtalya da faşizan eğilimlerin güçlenmesi üzerine Avrupa’dan ayrılmak zorunda kaldı.ABD.‘ne yerleşen Erikson çocuklarının isteği üzerine bu yeni ülkede olumsuz çağrışımlar yaratan Homburger soyadını bırakarak, Erikson soyadını aldı.Harvard üniversitesinde  klınisyen olarak çalışan. Erikson, daha sonra Yale üniversitesi İnsan ilişkileri enstitüsüne geçerek, güney Dakota’da Sioux  kültürü üzerinde çalışmalar yaptı.Çocuk gelişimi üzerindeki kültürel etkiyi anlamasına yardımcı olan bu çalışmanın benzerini Antropolog A.L.Kroeber  ile birlikte Kaliforniya’da Yurok yerlileri üzerinde gerçekleştirdikten sonra,1942 de Berkeley’de California üniversitesine katıldı.Burada ki çalışmaları, daha sonra en önemli eseri sayılacak olan  “çocukluk çağı ve toplum” ‘u (1950) oluşturmuştur.1950 de Massacushett’te Austen Riggs psikoterapi enstitüsüne katıldı.

Erikson ve karısı Joan(üstte)

1929 yılından beri evli olduğu, Kanadalı sanatçı eşi  Joan Mowast Serson’da ,aynı enstitüde hareket,dans,sanat terapisi sınıfları açarak çalışmalara bilfiil katkıda bulundu.Erikson’un çalışmalarını tam manasıyla anlayabilmek için eşi Joan ile olan evliliğini göz önüne almak gerekir.Joan  Erikson’un hem editörlüğünü yapmış, hem de sanatsal faaliyetlerle klinik  çalışmalarını desteklemiştir.Ancak Erikson’un çalışmalarına Joan’ın en büyük katkısı, aralarında kurdukları ilişkinin kalitesiyle ilgilidir.Bir kadın ve erkeğin evlilikleri içinde, birbirlerinin yaratıcılıklarını bu denli destekleyebildikleri bir örnek daha bulmak zor olabilir.1960 sonrası on yıllık dönemde, Harvard'da psikiyatri okutmanı ve  insan gelişimi alanında profesör unvanıyla akademik eğitim vererek geçirdiği yıllar da yaratıcılığının en üst noktasına ulaşan Erikson ,1970 de emekli oldu.

 

PERSONALİTE (KİŞİLİK) TEORİSİ

Erikson Freud’un gelişimin değişik safhalarında baskın olan vücut zonlarıyla ilgili düşüncelerine katılır(ağız,anüs ve genital organlar) Fakat bunların “modlar” dediği kendine özgü davranış paternlerine yol açtığını da ileri sürer.Oral zonun baskın olduğu periyotta dominant mod “inkorporasyon”.” dur.Anal faz esnasındaki dominant mod “eliminasyon/ retansiyon” genital faz itibarıyla “intrüzyon” dur.                      
Bu modların gelişimi “epigenetik” (aşamalı oluşum) temeline dayanır. Embriyolojiden alınan bu terim,özel bir taslağın, uygun fazda kendini ortaya koyacağını ve bu dönemin kaçırılması halinde uygun gelişimsel seviyeye ulaşılamayacağını anlatır.Bu hal daha sonra devreye girecek diğer taslakların gelişim sürecini de olumsuz etkileyecektir.Örneğin göz için taslak uygun zamanda ortaya çıkamazsa fasyal (yüz) gelişimide bundan etkilenecektir.Aynı biçimde inkorporatif moddaki bozukluk onu takip eden eliminatif/retansif  mod gelişiminde güçlüklere neden olacaktır.

Erikson, çeşitli ilişki tarzlarının, ego gelişiminde önemli etkiler  yapabileceğini düşünüyordu.Ebeveynlerin kişilikleri ve kültürel eğilimlerinin yanı sıra, çocuğun içinde yaşadığı obje dünyasının sahip olduğu kendine özgü niteliklerin ego gelişimini ciddi derecede etkileyebileceğini düşünüyordu.Bu açıdan Erikson’un çevresi Freud’dan farklı olarak dinamik bir çevredir.Freud ise ego gelişiminde dürtüsel hayatı  daha öncelikli görmüş ,psikolojiyi bu anlamda dinamik bir temele oturtmuş ancak çevresel etkileri fazla hesaba katmamıştır.Yani Freud’a göre ego gelişimini, dış dünyadan gelen  uyaranların kalite ve kantitesinden ziyade   organizmanın dürtüsel dünyasındaki dinamikler belirler.

KRİZLER

Kriz terimi dönüm noktası anlamında kullanılır.Gelişmenin farklı yönlere gidebileceği belli bir anı/dönemi temsil eder.Antibiyotik tedavisinin bulunmadığı dönemlerde "akciğer iltihabı" (zatüriye) geçirdiğinde ,bilinirdi ki  hasta bir noktadan sonra    ya  düzelme belirtileri göstererek iyileşecektir ya da hastalığı kötüye gidecek  ve kaybedilecektir.Erikson tam da bu örneğe uygun olacak şekilde hayat sürecinde de "spesifik kriz dönemleri (dönüm noktaları)" tarif etmiştir. Kriz dönemlerinin bitiminde dönemin erdemleri ruhsal kaliteye katılamaz ise gelişim süreci olumsuz etkilenebilir ,katılır ise  gelişimde bir aksama görülmeden kişi yaşamına devam edebilir.

REALİTE

Erikson’un terminolojisinde “belli bir kültür ve teknoloji düzeyinde,alışılmış üzerinde fikir birliği edilmiş,fenomenal deneyim dünyasının minimum distorsiyon ile algılanması yeteneğidir.” Bu tanım kişinin gerçeği test etme kalitesinin algılama ve hafıza ile ilgili yanını ön planda tutar gibi görünmektedir

AKTÜALİTE

Defans mekanizmalarının minimum kullanıldığı ve ortaklaşa aktivitenin maksimum düzeyde olduğu paylaşım (katılım) dünyasıdır.Ortak etkileşim çok önemlidir.Çünkü ego gücünü bu “ortak etkileşim ağından” alır ve ortak etkileşimin olmadığı hallerde ego gücü zayıflar.Aktüalite dışsal koşullar ve içsel durumların bir konverjans (yaklaşım) noktasıdır.”Reality testing”  gerçekliğin distorsiyone olmayan algısıyla ilgili iken,aktüalite “acting out” ile (eyleme dökme /engellenmeyen hareket tarzıyla) ilgilidir.(acting out:içsel bir çatışmayı çevreyi değiştirmeye dönük alloplastik eylemlerle çözmeye çalışmak;eylem gerçekçi bir yönelime sahip olmamakla birlikte psikotik denebilecek kadar bizar da değildir.Örneğin, çevreye aslında korkmadığını göstermek için ölüm veya ağır yaralanma tehlikesi bulunan  aktivitelerde bulunmak)

 

Aktüalite ,bireyin  içinde bulunduğu şartlar ve kişinin bireysel ve tarihi/politik gelişim düzeyi ile belirlenir.İnsanoğlunun yerini ve akibetini anlamaya yarayan merkezi bir konsepttir.Gerçeklik tarafından kapsanırsa da onun dinamik ve özel bir yanını yansıtır.

Ego için aktüalite çok önemlidir.Ortaklık ağının optimum düzeyi,güncel yaşam içinde aktif bir ego tansiyonu sağlar.Bu faydalı etkileşimin yokluğu egoyu inaktivasyona götürür.Bu durumda yaşam bunalımlarının uygun çözümü olamaz.Böylece açık bir biçimde ,aktüalite ego kalitesinin önemli bir unsurunu oluşturur.

 

VİRTUE (ERDEM/FAZİLET)

 

Eski İngilizce deki kullanımıyla ilaç veya sıvıların iyi kalitede olduğunu ifade eden bu sözcüğü Erikson, ruhsal gücün niteliği,kalitesi anlamında kullanmıştır.Kalite evreden evreye gelişir ve nesilden nesile aktarılır.

Bir yaşam döneminin değerlendirilmesi şu faktörlerin göz önüne alınması ile olur.

 

1.Psikoseksüel gelişim dönemi
2.Organ modu
3.Psikososyal dönem(stage)
4.Erdem(virtue)
5.İlişkin Psikopatoloji
6.Sosyal düzenle ilişkili element

 

PSİKOSOSYAL GELİŞİMİN DÖNÜM NOKTALARI

 

1. Dönem. “Temel güven ya da güvensizlik”:

Oral döneme karşılık gelir. Doğumdan birinci yılın sonuna dek devam eder. Bu dönemde, bebeğin kendisine ve çevresine güven duygusunun gelişip gelişmeyeceği belirlenir. Annenin sürekliliği ve bebeğin gereksinimlerini karşılaması güven duygusunun gelişimi için önemlidir.

2. Dönem. “Özerklik ya da utanç ve kararsızlık”:

Bir yaşından 3 yaşına kadar devam eder. Anal döneme karşılık gelir.Anüs çevresi kasların kontrolünün öğrenilmesi ve tuvalet terbiyesi esnasında bu yeteneğin ebeveynle sosyal ilişki düzeyinde kullanılması çocukta özerklik duygusunu gelişimine yol açar.Eğer ebeveyn tarafından aşırı koruyucu bir tutum geliştirilmez ise çocuk kendi kararlarını verebildiğini görür ve güven duyar.Eğer davranışları aşırı bir tepki ile karşılanırsa seçimlerinden kuşku duyar ,kendisine güveni alır ,kararsızlık ve utanç duygusu gelişir. Bu halde davranışları canlılığını ve bağımsız doğasını yitirir.


3. Dönem. “Girişime karşı  suçluluk duygusu”:

Üç yaşından 5 yaşına kadar devam eden okul öncesi dönemdir. Psikoseksüel gelişim sürecinde söz konusu edilen fallik döneme karşılık gelir. Çocuk artık büyüklerin dünyasını oluşturan alanlara girmeye başlar.Merak duygusu ve araştırmacılık kendisini gösterir.Girişimlerinin ve merakının belli ölçüde desteklenmesi ,hoş karşılanması gerekir.Merak duygusu  ile araştırma önce evden başlar ve  cinsel bir ilgi halinde karşı cinsten ebeveyne yönelir. Dönemin sonuna doğru bu arzu hayal kırıklığı ile bastırılır ,yerine kendisinin anne baba olma arzusu ortaya çıkar. (evcilik oyunları) Bu dönemde davranışları ve araştırıcılığı çok fazla eleştirilen çocuk ileride girişimlerinden suçluluk duymaya meyilli olur.

4. Dönem. “Beceriye karşı  aşağılık duygusu”:

Altı yaşından 11 yaşına kadar devam eden ilkokul dönemidir. Gizil döneme karşılık gelir.Bu dönemde çocuk alet ve araçlar da kullanarak tıpkı büyükler gibi bir şeyler üretmeye çalışır.Yaptığı şeyi kusursuz yapmak ister.Sürekli bir etkinlik içindedir.Eğer becerisi küçümsenirse değersizlik duygusu gelişir.Bu dönemde çocuk anne baba kadar hatta belki daha fazla okul içerisinde faaliyetleri bakımından öğretmenleri tarafından değerlendirilir. 


5. Dönem. “Kimlik edinmeye karşı rol kargaşası”:

On bir yaşında başlayıp ergenlik döneminin sonuna kadar devam eder. İçsel bütünlük ve sürekliliğin ifadesi olan kimlik duygusunun geliştiği dönemdir.Ergen akranlarına göre kendi görünümünü, popülaritesini ,sosyal sınıfını değerlendirir.Kendisine örnek teşkil edebilecek kahramanlara ve öğretilere ilgi duyar. Gruplara girer ve grubunun değerlerine bağlılık gösterir.Bir hayat görüşü ve geçerli bir kimlik edinmek dönemin temel erdemidir.Eğer tatmin edici bir kimlik oluşturulamamışsa rol kargaşası (ıdentity confusion) ortaya çıkar.Ergenlik sorunlarına ışık tutan bu kavram Erikson’un psikanalitik literatüre belki de en büyük katkısı olmuştur.


6. Dönem. “Yakın ilişkiler kurmaya karşı  soyutlanma”:

21 yaşından 40 yaşına kadar devam eden dönemdir. Klasik psikoanaliz bu dönemle ilgilenmemiştir. Daha önceki dönemler başarıyla geçilmişse, kişi kendi kimliğini yitirmekten korkmaksızın diğer insanlarla yakın ilişkiler kurabilir.Rol karmaşası yaşıyan bir yetişkin ise karşı cinsle ilişki kurmaktan ve diğer insanlarla yakınlaşmaktan korkarak derin bir soyutlanmanın içine girebilir.

7. Dönem. “Üretkenliğe karşı verimsizlik”:

40 yaşından 65 yaşına kadar olan çocuklarını yetiştirme, yeni nesile önderlik etme, yaratıcılık , özgecilik dönemidir. Çocuk sahibi olmakla,çocuk büyütmekle  ilgili bir kavram değildir.Çocuksuz bir bireyde üretken olabilir.Bu kavram kendi çıkarlarını gözteen,yalnızca kendisi için doyum arayan birisi olmak yerine topluma yararlı olmak,gelecek kuşaklara rehberlik etmek ile ilgilidir.Benncillik, insanlardan uzaklaşma “verimsizlik/kısırlık” olarak tanımlanır.

8. Dönem. “Ego bütünleşimine (entegrasyonuna) karşı umutsuzluk”:

Altmışbeş yaşın üstüdür. Bir uçta geride bıraktığı yılların verimli ve yaşanmaya değer olduğu şeklindeki tatmin duygusu diğer uçta hayatını boşuna geçirdiği duygusuna eşlik eden umutsuzluk duygusu bulunur.İnsanlarla yakın ilişkiler kurabilmiş,sosyal kabul ve saygı görmüş,topluma yararlı üretken bir hayat geçirmiş birey dolu dolu geçirilen bir yaşamın huzuru ile “ego bütünlüğüne” kavuşur.Eğer tersine bencilce,anlamsız , kendisi dışında kimseye faydası olmayan bir hayat geçirilmiş ise  hayatın sonunda birey keder, anlamsızlık,boşunalık ve ümitsizlik duyguları hissedecektir.

Bu dönemlerin sağlıklı geçirilememesi sonucunda gelişen kişilik örüntülerine kişilik bozuklukları adı veriliyor.

 

I.Sorularla Psikanaliz:

Freudyen psikanalizi ve takip eden ekolleri pratik olarak ele almak ve açık -net sorulara verilen karşılıklarla gözden geçirmek için tıklayınız.

Burada yer almasını istediğiniz veya yanıtlanmasını arzu ettiğiniz sorularınızı cangungen@gmail adresine gönderebilirsiniz...

II.Freud:biyografi

Sigmund Freud,

çığır açan Avusturyalı psikanalistin yaşamı

E

Sigmund Freud biyografisini okumak için tıklayınız
III.İçe Bakış- Psikanaliz
the inner eye

Psikanalitik kavramlar Psikanalizin temel kavramlarını ayrıntılı biçimde okumak için tıklayınız

IV.Freud sonrası Psikanaliz

Freud sonrası gelişen ekollerden kimilerini de sitemizde elden geldiğince anlatmaya çalıştık.Jung,Lacan,Erikson,Klein ve Kohut başta olmak üzere aktarmaya çalıştığımız bu ekollerin ortak yanları ile ilgili yazılmış makaleyi psikanalizi her yönü ile anlayabilmek için okuyunuz.

Makaleyi okuduktan sonra
Forum'a katılmayı unutmayınız.

Seminer,workshop, kongre duyurularınızı da dilerseniz Forum bölümünde yapabilirsiniz...

 

V.Ego Savunma Mekanizmaları

Freud'un ışık tuttuğu ve kızı Anna Freud,tarafından geliştirilen savunma mekanizmaları ile ilgili geniş bilgiye buradan ulaşabilirsiniz

Okuyun...

freud ve psikanaliz